Bozok, Nihan2025-03-092025-03-0920192149-3081https://hdl.handle.net/20.500.12662/5348  Bu makale, yeni tıbbi teknolojilerin değiştirdiği canlılık örüntülerini, Donna Haraway’in düşüncesi ışığında tartışmaktadır. Güncel tıbbi teknolojiler sonucunda insan bedeninin sınırları açılmaktadır. Buna bağlı olarak, insana özgü canlılık, başka türde şeylerle buluşmaktadır. Böylece, derisi ile çevrelenmiş ve türüne hapsolmuş bir bedenin kendisi de düşüncesi de ortadan kalkmaktadır. Bu yazıda, Haraway’in bir ideoloji olarak biyoloji fikrine dayanarak, kadınlar açısından sınırları belli bir bedenden kurtulmanın, o beden sayesinde işleyen ataerkil ilişkileri kendiliğinden çözmeyeceğini öne sürüyorum. Öte yandan, Haraway’in siborg figürünü feminist bir beden politikasının yürütücü öznesi olarak nasıl kavramsallaştırdığını tartışıyorum. Siborg, bir bütün etmeyen ama ilişki kurabilen bedeniyle, insanı diğer insanlara, hayvanlara, bitkilere, makinalara ve teknolojik şeylere doğru genişletebilir. Bu haraketliliğiyle, kadınlara özgü verili bir doğa ve biyoloji fikrini geçersiz kılma gücüne sahiptir.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessDonna HarawayCinsiyetlendirilmiş Bedenİdeoloji Olarak BiyolojiSiborgHerkesle ve Kimsesiz, Türler Arasında ve Kökensiz Siborg: Donna Haraway’in Düşüncesinde Feminist Bir Beden Politikasının İmkânlarıArticle1489128